Sitem hakkinda

Bu sitede diger sitelerden sectigim yada gazetelerden buldugum ve sizlerle paylasmak istedigim yazi,siir,resim vs seyleri bulacaksiniz.Umarim begenirsiniz.

Okuduklarim


Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu
SS Süleyman Soylu

Dinlediklerim

Sabahat Akkiraz | Bergüzar
Bergüzar

Seyrettigim filmler

MISAFIR DEFTERI

Montag, 7. Februar 2005

Müslüman mahallesinde solculuk yapmak mı?

Geçen hafta, Yeni Şafak gazetesinde Fehmi Koru, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Alper Taş'ın kongre konuşması vesilesiyle "Sol, Marksizm'den uzaklaştıkça dine ve dindarlara yaklaşabilmiştir" diye yazdı.

Oysa Marksist olduğunu bildiğim Alper Taş'ın "namaz kılanlar da partiye gelmeli" şeklindeki sözleri hem kendi politik duruşu hem de ÖDP kimliğiyle tamamen tutarlıdır. Cemevine giden bu partiye üye oluyor da, camiye giden olmuyor mu? Elbette oluyor.

Sağcılar hep solcuların dine imana düşman olduğunu söyler; aslında solcuların bir kısmı da, din sorununu hep Marx'ın "din bir afyondur" aforizmasını ezberden tekrarlayıp hallettiklerine inanmışlar ve dinsel akideleri kendilerine rakip olarak görmüşlerdir.

Neden?

Çünkü kitleler din afyonuyla uyutulurmuş ve kolayca sömürülürmüş! Oysa Marx bu benzetmesini yaptığında, yaşadığı çağda, afyon bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Yani hastaların acısını dindiren bir ilaç; ve bu bakımdan basitçe bir ihtiyacın karşılanmasıdır.

İkincisi felsefi materyalizme bağlı solcuların sanki manevi değerlerden uzak durduğu ve maddiyatçı olduğu sanılır. Bu da çok saçma bir düşüncedir. Solcu olabilmek için her şeyden önce vicdan sahibi olmak lazımdır. Adalet, özgürlük, eşitlik, hakkaniyet... bütün bunlar vicdan sahibi insanların savunduğu manevi değerler değil midir? Marksist materyalizm ise tam da bu değerleri yücelten bir dünya görüşüdür.

Asıl sorun demek ki ahlaki değerlerin özünü oluşturan; "hırsızlık yapma, yetimin malına dokunma, tartıda adaletli ol, çocuklara şefkatli davran" diyen bir inanç sistemini (ki bu islamiyet, hıristiyanlık, budizm ya da ateizm olabilir) benimsemiş insanlarla nasıl beraber olunabileceği sorunudur.

Aksi halde; Kuran'ı istediğin kadar hatmetmiş ol, ama IMF ile yetimin hakkına el atıyorsan, kapitalizm adına hırsızlığa göz yumuyorsan, serbest piyasa diye fukaranın alın terini gasp ediyorsan, hükümette olsan da Hizbullahçı bir muhalif olsan da, aslında "mazlumun inandığı" dine de düşmansındır, sosyalizme de... Çünkü zalimin tarafındasındır. Emekçiye düşman olan nasıl "sahici dindar" olsun ki?

Alper Taş da elbette tek çözümü dindar olmakta, dinde göstermemişti. Bu dünyanın sorunları bu dünyaya dair ideolojilerle çözülür; ve bilim ile, aşk ile devrim ile.. Ama toplumun çoğunluğu dinin bir ihtiyaç olduğuna inanıyorsa, toplumsal bir dava peşinde olanlar, birbirlerinin dilini ve dinini ve bu arada dinsizliğine rağmen niyetini anlamak ve anlatmak zorunda değil midir?

Dinin acıyı azaltıcı etkisi, halihazırda Türkiye'deki milyonlarca insana tutunacak dal oluyor; şimdi bu dalı hoyrat bir şekilde neden kıralım ki? Yani daha fazla mı perişan olsunlar! Bunu elbette hiçbir solcu istemez. Peki kim ister? En başta dini imanı para olan kapitalistler ve dini siyasete alet edenler; yani siyasi İslamcılar.

Bu nedenle aklı başında her sol örgütlenme, şeriatçılarla, köktendinci örgütlenmelerle arasına bir duvar çekmektedir.

İnsani boyutta ise her ilaç gibi dinden de aşırı dozda faydalanmaya kalkışınca; bu haleti ruhiyenin yan etkisiyle elbet hayatın dışına atılırsınız. Bu dünyanın çözümlerinden kaçarsanız, daha ölmeden "öbür dünya" cehenneminde şimdiden yaşatılırsınız.

Oysa kendi halinde dindar emekçiler; hakkaniyet, adalet, eşitlik gibi manevi değerleri solcu bir platformda bu dünyanın kavgası olarak sürdürme imkanlarına sahiptirler.

"Benim anneannem de başörtüsü takardı" riyakarlığının ötesinde, solculuk hakikaten en rahat, önyargısız şekilde "Allah korkusu" yani vicdan sahibi insanlarla da birlikte olabilmektir.

Çünkü asıl korkulması gereken hiçbir şeyden korkmayan insanlardır; yani kendisine dindar deyip sömürmekten, yetimin hakkını yemekten geri kalmayanlar. Ama "Allah korkusuyla" da olsa bu tür zalimliklerin uzağında duranlar, solcuların yakınında olanlardır.

Müslüman mahallesinde solculuk yapmak ise; mazlumların manevi inançlarında da keşfedilecek ortak payda ve konuşulacak ortak dilden hareket edip dünyevi bir mücadelede başka bir hayat peşinde koşmaktır.

melihpekdemir@birgun.net

Aziz Nesin
Bam teli
Can Dündar
CUMOK
Enver gökce
Enver Karagöz
Fikri Sönmez
Gülten Akin
Karamizah
Laz Kapital
Melih Pekdemir
Nazım Hikmet
Ofli hoca
Oguz Aral
Oguzhan Muftuoglu
Okuma kösesi
... weitere
Profil
Abmelden
Weblog abonnieren