Şemdinli’deki parça tesirli diyalektik bomba ve Picasso
Şemdinli’de patlayan bomba meğer parça tesirliymiş. Bakın işte, bu patlama ile, cumhurbaşkanlığı seçimi, "genelkurmay başkanı kim olacak?" sorusu, derin devletin encamı, üst kimlik tartışması, BOP, kuzey Irak gibi pek çok renkli boyut berraklık kazandı. Demek ki bu parça tesirli bomba, aynı zamanda diyalektik bir bombaydı. Diyalektik sen nelere kadirsin!
Şu iki konu zaten diyalektik ve tarihsel olarak birbirine bağlı. Bu memlekette cumhurbaşkanlığı seçimi denilince, evet bildiniz, akla hemen genelkurmay başkanlığı makamı gelir. Eh derin devlet bu konuda müdahil olmayacaksa, başka hangi konuda olacak, değil mi efendim? Son iki ayda Şemdinli’de 16 bomba patlamıştı; tarihteki Türk devleti sayısına eşit. Ama bunlar pek etki yaratmamıştı. En son bomba ise, bomba gibi bombaydı; çünkü faili belliydi… deyince; netamali bir konuya devam edebilmek için ne halt edeyim?
Sanattan söz edebilir miyim? Teşbihte hata olmaz. Sanatçı eseriyle maruftur. İstanbul’da bir Picasso sergisi varmış. Cümle köşe yazarları, biz taşradakilere nispet yaparcasına yaza yaza bitiremiyorlar. Bu serginin konumuzla ilgisi şöyle: Picasso’nun tablosunun altında imzası olmasaydı, hiç kimse böyle hayran kalmazdı! Bizim Şemdinli bombası da Picassovari bir tablo ortaya koymadı mı? Ama bunun aslında reprodüksiyon, ya da taklit bir tablo olduğunu söyleyenler de çıktı; yani Susurluk tablosunun taklidi. Kullanılan malzeme de aynıymış. Tuval yerine üniforma bezi, boya yerine uyuşturucu, c-4 plastik maddesi, su yerine kan filan. Tablonun taslağı da bagajda ele geçti. Krokiler, listeler. "Sanat eleştirmenleri" de aynı fikirdeydi: "Kurşun atan da şereflidir," "ressamı tanırım iyi çocuktur…" Susurluk bagajında ise, farklı olarak bir de tamburalı paşanın fotoğrafı çıkmı ştı; hani şu Kürtlere dışkı yedirme olayına "şakaydı" diyen paşa…
Peki, Şemdinli savcısının soruşturma yaparken kurşunlanmasının ardından Silopi’deki savcının arabasını bombalayan itirafçı ve korucular ele geçirildi de ne oldu? "Puslu hava" Hakkari'de mi? Ankara'da mı? "Büyük pazarlık" nedir? MİT, Barzani ile ne konuştu? Filistinleştirme? İntifada? F16’lar? gibi soruları sormaktansa, kendi söylemek istediklerimi bu hafta başkalarından aktarmak şeklinde bir kestirme yolu tercih edeceğim.
Geçen hafta, derin devletin sicilinde "kökü dışarıda olmak" kuraldır, diye yazmıştım. Bu iddiamı n mesnedine Umur Talu kendisiyle sohbet eden astsubayların dediklerini aktarırken şöyle işaret ediyordu: "Asıl ilginci, neredeyse ağız birliğiyle, tahmin ettiğiniz gibi PKK'nın tezgahlarından da çok bahsedildi de, pek tahmin edilmeyeceği üzre esas ‘Çok ciddi bir aktör ve faktör olarak yabancı istihbarat servisleri, ajanlar ve CIA’ dan konuşuldu. Bilmiyorum, öyle midir ama hep dendi ki… ‘Bölge ajan kaynıyor. Onlar da tezgah kurmuş olabilir. CIA bölgede ciddi bir varlık.’ Böyle komplo mantığı yaygın mıdır diye soracak oldum… Birisi, valla billa dedi ki, ‘Ne diyorsunuz. Orada görev yaparken, emir alacağım kişi olarak bana CIA' dan biri bile gösterildi.’"
Aynı şekilde, Ali Bayramoğlu da benim sormak istediklerimi sormuştu: "Jandarma Genel Komutanı Fevzi Paşa ile Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Paşa'nın, Genelkurmay Başkanlığı değişimi ve cumhurbaşkanlığı seçimi için el ele hareket ettiği mi doğrudur? Yoksa bir grubun Yaşar Paşa'nı n yerine Fevzi Paşa'yı Genelkurmay Başkanlığı'na itmeye çalıştığı mı? Yoksa her ikisi yanlış mıdır?"
Bu parça tesirli bombanın parçalarını yeniden bütünleyip bir tablo yapmasını istesek, üstat, yani Picasso kim bilir "Guernica" benzeri ne güzel bir eser ortaya koyardı… Ya da tersine, belki de Marmaris’teki muhterem bir zamanlar Picasso hakkında söylediğini tekrarlardı."Ne var ki bunda, üç dakikada bundan daha güzelini ben de yaparım," deyip Mutkili Ali’den yardım ister miydi?
28.11.2005
Melih Pekdemir
Şu iki konu zaten diyalektik ve tarihsel olarak birbirine bağlı. Bu memlekette cumhurbaşkanlığı seçimi denilince, evet bildiniz, akla hemen genelkurmay başkanlığı makamı gelir. Eh derin devlet bu konuda müdahil olmayacaksa, başka hangi konuda olacak, değil mi efendim? Son iki ayda Şemdinli’de 16 bomba patlamıştı; tarihteki Türk devleti sayısına eşit. Ama bunlar pek etki yaratmamıştı. En son bomba ise, bomba gibi bombaydı; çünkü faili belliydi… deyince; netamali bir konuya devam edebilmek için ne halt edeyim?
Sanattan söz edebilir miyim? Teşbihte hata olmaz. Sanatçı eseriyle maruftur. İstanbul’da bir Picasso sergisi varmış. Cümle köşe yazarları, biz taşradakilere nispet yaparcasına yaza yaza bitiremiyorlar. Bu serginin konumuzla ilgisi şöyle: Picasso’nun tablosunun altında imzası olmasaydı, hiç kimse böyle hayran kalmazdı! Bizim Şemdinli bombası da Picassovari bir tablo ortaya koymadı mı? Ama bunun aslında reprodüksiyon, ya da taklit bir tablo olduğunu söyleyenler de çıktı; yani Susurluk tablosunun taklidi. Kullanılan malzeme de aynıymış. Tuval yerine üniforma bezi, boya yerine uyuşturucu, c-4 plastik maddesi, su yerine kan filan. Tablonun taslağı da bagajda ele geçti. Krokiler, listeler. "Sanat eleştirmenleri" de aynı fikirdeydi: "Kurşun atan da şereflidir," "ressamı tanırım iyi çocuktur…" Susurluk bagajında ise, farklı olarak bir de tamburalı paşanın fotoğrafı çıkmı ştı; hani şu Kürtlere dışkı yedirme olayına "şakaydı" diyen paşa…
Peki, Şemdinli savcısının soruşturma yaparken kurşunlanmasının ardından Silopi’deki savcının arabasını bombalayan itirafçı ve korucular ele geçirildi de ne oldu? "Puslu hava" Hakkari'de mi? Ankara'da mı? "Büyük pazarlık" nedir? MİT, Barzani ile ne konuştu? Filistinleştirme? İntifada? F16’lar? gibi soruları sormaktansa, kendi söylemek istediklerimi bu hafta başkalarından aktarmak şeklinde bir kestirme yolu tercih edeceğim.
Geçen hafta, derin devletin sicilinde "kökü dışarıda olmak" kuraldır, diye yazmıştım. Bu iddiamı n mesnedine Umur Talu kendisiyle sohbet eden astsubayların dediklerini aktarırken şöyle işaret ediyordu: "Asıl ilginci, neredeyse ağız birliğiyle, tahmin ettiğiniz gibi PKK'nın tezgahlarından da çok bahsedildi de, pek tahmin edilmeyeceği üzre esas ‘Çok ciddi bir aktör ve faktör olarak yabancı istihbarat servisleri, ajanlar ve CIA’ dan konuşuldu. Bilmiyorum, öyle midir ama hep dendi ki… ‘Bölge ajan kaynıyor. Onlar da tezgah kurmuş olabilir. CIA bölgede ciddi bir varlık.’ Böyle komplo mantığı yaygın mıdır diye soracak oldum… Birisi, valla billa dedi ki, ‘Ne diyorsunuz. Orada görev yaparken, emir alacağım kişi olarak bana CIA' dan biri bile gösterildi.’"
Aynı şekilde, Ali Bayramoğlu da benim sormak istediklerimi sormuştu: "Jandarma Genel Komutanı Fevzi Paşa ile Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Paşa'nın, Genelkurmay Başkanlığı değişimi ve cumhurbaşkanlığı seçimi için el ele hareket ettiği mi doğrudur? Yoksa bir grubun Yaşar Paşa'nı n yerine Fevzi Paşa'yı Genelkurmay Başkanlığı'na itmeye çalıştığı mı? Yoksa her ikisi yanlış mıdır?"
Bu parça tesirli bombanın parçalarını yeniden bütünleyip bir tablo yapmasını istesek, üstat, yani Picasso kim bilir "Guernica" benzeri ne güzel bir eser ortaya koyardı… Ya da tersine, belki de Marmaris’teki muhterem bir zamanlar Picasso hakkında söylediğini tekrarlardı."Ne var ki bunda, üç dakikada bundan daha güzelini ben de yaparım," deyip Mutkili Ali’den yardım ister miydi?
28.11.2005
Melih Pekdemir
arasorbul - 28. Nov, 21:35